Dünden Bugüne Mikroskoplar Tarihçesi



Dünden Bugüne Mikroskoplar Tarihçesi



Dünden Bugüne Mikroskoplar 

mikroskop tarihçesiMilattan sonra 1. yüzyılda ilk mercek icat edildi. Küresel bir camın içine su doldurularak ışığın dağılması veya çoğalması sağlanıyordu ve aydınlatma amaçlı kullanılıyordu. 13. yüzyılda ise İtalya’da ilk silikat camı üretilerek uzağı görmeyen insanların sorunları çözülmeye başlandı. 16. yüzyılda içbükey merceklerin üretilmesiyle yakını göremeyen insanların sorunları da çözüme kavuştu. Yine 16. yüzyılda içbükey ve dışbükey merceklerin doğrusal kombinasyonları denenerek ilk mikroskop geliştirildi. Bu mikroskop bir nesneyi tamamen kapalı iken 3 kat, açıkken ise 9 kat kadar büyütebiliyordu.
Antony Van Leeuwenhoek (1632-1723) 40 yaşlarında mikroskop kullanmaya ve yapmaya başladı. Hooke’nin direktiflerini de göz önünde bulundurarak 400’den fazla mikroskop üretti. Bunların sadece 9 tanesi günümüze kadar ulaşabildi. Leeuwenhoek 1673’te basit mikroskoplarla yapılabilecek deneyler hazırlayarak bunları Londra’daki kraliyet birliğine yolluyordu. Bunları yaparken ilk protozoa, bakteri ve spormatozoa’nın da tanımını yapan ilk kişi oldu. Kendisi bunlara hayvancık (animalcules) diyordu. İlk kırmızı kan hücrelerinin detaylı tanımını gerçekleştirdi. Leeuwenhoek bir bilim adamı değildi.
Bu dönemden sonra mikroskoplar ikiye ayrıldı:
1-) Tek mercekli mikroskoplar (Leeuwenhoek mikroskopu) :
Düzgün işlenmiş tek mercekli mikroskop birleşik mikroskoptan çok daha iyi sonuç vermiştir. Görüntüde 50 kat ile 200 kat arasında bir büyütme sağlanabiliyordu. Nesne yerleştirildikten sonra göze çok yakın olacak şekilde kaldırılıyor, odaklama için çok iyi konsantre olmak gerekiyordu.
2-) Birleşik Mikroskoplar:
modern mikroskopBu mikroskoplar iki ya da daha çok mercek sistemlerinden oluşur. Bazı birleşik mikroskoplar sadece basit olarak oküler (göz yeri) ve objektiften oluşur. Teleskopun kullanılması gibi kullanılıyordu. Hooke’un mikroskobundaki aksaklık ayna sisteminde bütün ışınların bir noktada toplanmamasından kaynaklanıyordu. 40 kat ya da 50 kat gücünde kullanmak istiyorsa, görüntünün bulanık olmasını kabullenmek zorundaydı.
17. yüzyıl boyunca mercek sayısı arttırılarak bunları tüpe yerleştirme deneyleri devam etti. Bu deneyler Holandalı astronom ve fizikçi olan Christopher Huygens’in (1629-1695) Huygens okülerini keşfetmesine kadar sürdü. Bu oküler dışbükey kısmı objektife bakacak şekilde iki tek taraflı dışbükey mercekten oluşuyordu. En alttaki mercekler gerçek görüntüyü objektifin daha parlak fakat küçük görüntü vermesi için ayarlıyordu. Bu küçük görüntü daha sonra üstteki mercek tarafından alınıyordu. Huygens tasarımı hâlâ büyütmek için geçerli temek ilkedir.
O dönemde insanlar henüz mikroskopla bilimsel keşifler yapılabileceğini düşünmüyordu. Mikroskopta birtakım küçük hayvanları bacaklarına, antenlerine ya da çiçek tozlarına bakmakla yetiniyordular. Mikroskobun gerçek öneminin anlaşılması Marcello Malpighi’nin (1628-1694) yaptığı keşiflerle sağlandı. Marcello Malpighi  mikroskobu atardamar ile toplardamar arasındaki kılcal damarları görmek için kullandı. Böylece mikroskop kullanımında çağdaş yaklaşımın ilk adımları atılmış oldu.
Akromatik Mercekler:
18. yüzyılda mikroskoplarda netliğin ve keskinliğin arttırılması isteniyordu. O dönemdeki mikroskoplarda renk kaymaları olmaktadıydı; çünkü ışığı kırabilen herhangi bir nesne (cam) ışığın farklı dalga boylarını (renklerini) farklı miktarda kırar. Herhangi bir basit merceğin her renk için az da olsa farklı odak aralıkları olacaktır. Eğer bir nesne beyazsa (her renge sahiptir) kırmızı ve maviden farklı bir yere odaklanacaktır. Sonuç olarak bir nesneyi odakladığımızda nesnenin etrafında bulanık mavi ya da kırmızı halkalar olacaktır.
1730’larda Chaster More Hall ilk defa akromatik mercek fikrini ortaya attı. 1750’lerde John Dolland bu fikri duyarak patentini aldı ve akromatik mercekler üretti. İmalat zorlukları nedeniyle 1800’lere kadar akromatik mikroskop merceklerinin üretilmesi ertelenmiştir.
Küresel Eğriliğin Düzeltilmesi:
Hooke mikroskobuJoseph Jackson Liste 1830’da küresel eğrilik (küresel bulanıklık) sorununu çözdü.  Işık açısını düşüren küçük çaplı mercekler kullandı. Mercekleri daha az kavisli üretti. Arka arkaya yerleştirilmiş çoklu mercek sistemleri kullandı.
Çözünürlüğün Arttırılması:
Ernst Abbe 1877’de yayınladığı bir makalede çözünürlüğün sınırlarını tanımladı. En düşük çözünürlük mesafesi (d), ışığın dalga boyunun (lambda), nümerik mercek çapına (N.A.) bölünmesine eşittir. Nümerik mercek çapı nesne üzerindeki bir noktadan nesneye doğru gelen ışık konisi açısıyla doğru orantılıdır. Mikroskoptan mümkün olan en fazla çözünürlüğü elde etmek için objektif, nesneden mümkün olduğunca çok ışık konisi toplamalıdır.
1880’lerde yağ daldırma objektifleri (Oil immersion) kullanarak, nümerik mercek çapı (Numeric Aperture) 1.4 sayısına ulaşıldı. Bu değer ışık mikroskobunun 0.2 mikron aralıklı iki noktanın çözünürlüğünü sağlamaktadır. Çok sıradışı daldırma sıvılarını ve UV ışığı dışarıda bırakılırsa bugünkü sınır 1.4 N.A.’dır.

4. Sınıf Türkçe Mehmetçik Dinleme Metni

 5. Tema: Mehmetçik Dinleme Metni




Sen ben uyurken biri var uyumaz;
Bir tıkırtı olsa derhal doğrulur,
Nöbette,talimde,ayakta kış, yaz
Memleket namusu,ondan sorulur.

"Haydi Mehmet! " dedikleri gün müdür
Ne çift,ne çubuk,ne avrat düşünür
Mehmet'im bu toprağın düşkünüdür;
Bu aşk ile ya vurur,ya vurulur.

En temiz,en güzel insanlık onda,
Gerekli aydınlık,karanlık onda
Tarihler boyu kahramanlık onda,
Mehmetçik ölür "Meçhul Asker" olur...

(Cahit Sıtkı Tarancı)




İNSAN HAKLARI, YURTTAŞLIK VE DEMOKRASI KONU ÖZETİ

KAZANIM:Hak,özgürlük ve sorumluluk arasındaki ilişkiyi fark eder. www.egitimhane.com

1-Hak nedir?Temel haklarımız nelerdir?

CEVAP:Hak;kişinin herhangi bir şey üzerinde ,tartışılmaz ve herkes tarafından kabul edilmiş yetkisidir.

TEMEL HAKLARIMIZ:Yaşama hakkı,Kişi dokunulmazlığı hakkı,Sağlık hakkı,Eğitim hakkı,Özel yaşamın gizliliği hakkı,Konut dokunulmazlığı hakkı,Seçme ve seçilme hakkı
2-Özgürlük nedir?Özgürlüklerimize örnek veriniz,kısaca açıklayınız.
CEVAP:Kişinin başkalarına zarar vermeden düşündüğünü ve dilediğini yapabilmesidir.Özgürlük,insanlar için bir haktır.Özgürlük olmadan haklarımızı kullanamayız.
              Bilim ve sanatla uğraşmak,düşüncelerimizi çeşitli yollarla açıklamak,basın özgürlüğü,haberleşmek,seyahat etmek,herhangi bir konuda toplantı yapmak,din ve vicdan özgürlüğüdür.
Bilim ve sanatla uğraşma özgürlüğü:Herkes,bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme,açıklama,yayma ve araştırma hakkına sahiptir.
Düşünce ve ifade özgürlüğü:Herkes düşüncelerini söz,yazı veya başka yollarla tek başına ya da toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.
Basın özgürlüğü:İnsanların düşüncelerini,görüşlerini ;gazete,dergi,kitap,radyo,televizyon vb. araçlar yoluyla diğer insanlara iletmesidir.
Haberleşme özgürlüğü:Kişilerin yakınları ile ya da özel veya devlet kuruluşları ile çeşitli yollarla(mektup,telefon vb.) haberleşmesi,bilgi alışverişinde bulunmasıdır.Kişilerin mektupları açılamaz,telefonları dinlenemez.
Yerleşme ,seyahat etme özgürlüğü:Kişilerin istediği yerde oturma(ikamet etme) ve istediği yere gitme özgürlüğü vardır.
Toplantı yapma özgürlüğü:Kişilerin herhangi bir konuda düşüncelerini açıklamak üzere halka açık toplantı düzenlemesi ve gösteri yürüyüşü yapmasıdır.
Din ve vicdan özgürlüğü:Kişinin istediği dine inanması ve inandığı dinin ibadetlerini yerine getirmekte serbest olmasıdır.Vicdan;kişinin kendi davranışlarını değerlendirmesi kontrol etmesidir.
3-Sorumluluk nedir?Kimlere karşı sorumlu oluruz?
CEVAP:Kişinin kendi davranışlarının veya  yaptıklarının sonuçlarını üstlenmesidir.Kişinin yapması gereken görevleri zamanında yerine getirme zorunluluğudur.
İnsanlar;kendilerine,ailesine,işine ,topluma,gelecek nesillere,hayvanlara,çevresine ve devletle olan ilişkilerinde sorumlulukları vardır.İnsanlar sorumluluklarını yerine getirmediklerinde kişilere ve kurumlara hesap vermek zorundadır.
KENDİMİZE KARŞI SORUMLULUK: Kendine zarar verecek işlerden ve alışkanlıklardan uzak durarak,kendimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz.
ÖĞRENCİ OLARAK SORUMLULUKLARIMIZ:Okul ve sınıf kurallarına uymak,ödevlerimizi yapmak.
AİLEMİZE KARŞI SORUMLULUK:Annemize babamıza yardım ederek,odamızı toplayarak,elektriği suyu tasarruflu kullanarak ailemize karşı sorumluluklarımızı yerine getiririz.
TOPLUMA KARŞI SORUMLULUK:Toplumda insanlar arasında dayanışma ve işbirliği vardır.Öğretmen eğitim işiyle uğraşır,terzi dikme görevini yapar,fırıncı ekmek üretir.Yardımlaşmak ve haklara saygı göstermek sorumluluktur.
ÇEVREYE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ:Sokağımızı ve çevreyi temiz tutmak,ağaçlara ve hayvanlara zarar vermemek,toprağı,havayı ve sularımızı kirletmemek.
GELECEK NESİLLERE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ:Bize bırakılan eserleri,ortak mirasımızı,kültürel ögelerimizi koruyarak gelecek nesillere karşı sorumluluklarımızı yerine getirmiş oluruz.


KAZANIM:İnsan olma sorumluluğunu taşımanın yollarını açıklar.
1-Sorumluluk bilinci nasıl kazanılır?

CEVAP:Sorumluluk doğuştan gelen bir duygu değildir.Kişinin sorumluluğunun önemini bilmesi ve yerine getirmesi için yeterli düzeyde eğitilmesi gerekir.Eğitim önce ailede başlar,okulda devam eder.
 Eğitim,kişinin sorumluluklarını nasıl taşıyacaklarını öğretir.

2-İnsan olma sorumluluğunu taşımak nasıl olur?Örnek veriniz.
CEVAP:İnsan olma sorumluluğunu taşıma,kişilerin bilinçli davranışlarıyla ilgilidir.Özgür olmayanlar ve küçük çocuklar bu sorumluluğu taşımaz.
     İnsanlara saygıyla yaklaşmak,işini zamanında yapmak,insanların yardımına koşmak,doğayı koruyup güzelleştirmek,bitkileri ve hayvanları sevip korumak;insan olma sorumluluğunu taşımaktır.
    *Ayrıca insanların haklarına saygılı olmak sorumlulukların en önemlisidir.Kendi haklarının sınırının başka insanların sınırında bittiğini bilmek sorumlulukların en önemlisidir.
KAZANIM:Hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği ya da kısıtlandığı durumlarda hissettiklerini ifade eder.
1-Hak ve özgürlüklerimiz ihlal edildiğinde ya da kısıtlandığında neler hissedersiniz?
CEVAP:Hiç kimse bizim hakkımızı elimizden alamaz.Özgürlüklerimizin kullanılması bize aittir.Özgürlüklerimiz elimizden alınırsa böyle bir durum karşısında üzülürüz,kalbimiz kırılır,kendimizi yalnız ,çaresiz hissederiz.
2- İnsan olma sorumluluğu taşıyan kişiler,kendi hakları çiğnendiğinde ne yapmalıdır?
CEVAP:Haklarımız çiğnendiğinde tepki gösteririz.Ancak bunu kaba kuvvetle yapmamalıyız.Tepkimizi yasal yollarla göstermeliyiz.Temel hakkımız olan dilekçe hakkımızı kullanarak ilgili yere dilekçe ile başvurmalıyız.
3-Başkasının hakkının alındığını düşündüğünüzde ne yapmalısınız?
CEVAP:Sorumlu insan kendi hakkını korumakla kalmaz başkasının hakkını da aramasında yardımcı olur.Empati kurarak onun duygularına ortak olur.Haklarını alması için çaba gösterir.
KAZANIM:Hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği ve kısıtlandığı durumları örneklendirerek bunların çözümüne yönelik sorumluluk üstlenir.
1-Sorunlarımızı nasıl çözmeliyiz?
CEVAP:Sorunlarımızı kavga etmeden,şiddete başvurmadan demokratik yollarla uzlaşı göstererek çözmeliyiz.

2-Aldığımız bir ürün bozuk çıktı ve satıcı ile uzlaşı sağlayamadıysak böyle bir durumda ne yapmalıyız?
CEVAP:TÜKETİCİ HAKEM HEYETİNE başvurmalıyız.

3-Eğitim hakkı elinden alınmış bir öğrenci görürsek ne yapmalıyız?
CEVAP:Savcılıklara ihbarda bulunabiliriz.

4-Bir kişinin yaşam hakkının ihlal edildiğini gördüğünüzde ne yapmalıyız?
Cevap:En yakın güvenlik birimlerine haber vermeliyiz.

5-Tüm istek,öneri ve şikayetler için kime başvurabiliriz?
CEVAP:BİMER(Başbakanlık İletişim Merkezi)

6-Tüm istek,şikayet ve önerilerimizi ilgili birimlere nasıl iletebiliriz?
CEVAP:Kendimiz şahsen giderek,e-posta,dilekçe ya da telefonla (ALO 150)ile yapabilir.
7-İnsan hakları ile ilgili sorunlarımızı çözmek için kime başvurmalıyız?
CEVAP:İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarına başvurmalıdır.
8-Okul,hastane,valilik,kaymakamlık,karakol,itfaiye ve belediye ile ilgili sorunlarla ilgili olarak kime başvuruda bulunabiliriz?
CEVAP:Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmalıyız.



MADDEYİ TANIYALIM SUNUMLARI

Maddeyi Tanıyalım— [pptx] [pdf]
Maddenin Görülebilir Özellikleri—- [pptx]   [pdf]
Maddenin Ölçülebilir Özellikleri—- [pptx]  [pdf]
Maddenin Halleri– [pptx]   [pdf]
Maddenin Değişimi– [pptx]  [pdf]
Maddenin Isı Etkisiyle Değişimi—- [pptx]  [pdf]
Saf Madde ve Karışımlar— [pptx]  [pdf]

MADDEYİ TANIYALIM ÜNİTE ÖZETİ

Maddeyi Tanıyalım

4. SINIF FEN VE TEKNOLOJİ
MADDE-CİSİM-MALZEME
Evimizde, okulumuzda ve çevremizde bir çok madde ve bu maddelerden yapılmış çeşitli eşyalar görürüz.
Bu maddelerden bazıları hiç bir değişikliğe uğramadan aynı şekilde kalmışken bazıları değişikliğe uğrayarak cisim, malzeme yada eşya haline getirmişlerdir.
MADDE
Belli bir hacmi ve kütlesi olan her varlık bir maddedir.
Taş, toprak, ağaç, metal, cam, plastik, kağıt, kum gibi varlıklar birer maddedir.
CİSİM
Maddenin biçimlendirilmiş şekline cisim denir.Bardak, silgi, kalem, kitap, bıçak, oyuncak, masa, ampul çeşitli maddelerden yapılmış cisimlerdir.
MALZEME
Bir yada birkaç tanesini bir araya getirdiğimiz ve bir tüketim maddesine dönüştürdüğümüz maddeler malzemeleri oluştururlar.
Un, tuz, su, maya gibi maddeler ekmeği oluşturan; kereste, çivi, tutkal gibi maddeler masayı oluşturan; çimento, kum, su gibi maddeler betonu oluşturan malzemelerdir.
EŞYA
Evlerimizde, okulumuzda ve daha bir çok yerde kullandığımız koltuk , halı, sandalye, çanta, kalem, silgi, ayakkabı, gömlek gibi cisimler birer eşyadır.
ALET
Maddeleri şekillendirmek, bir el işini yada onarımı gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış cisimlere alet denir.
Pense, tornavida, çekiç, tığ, oklava, kepçe birer alettir.

Maddenin Halleri


Doğada maddeler katı, sıvı ve gaz olmak üzere 3 halde bulunurlar. 1- KATI MADDELER
 Belirli bir şekli ve hacmi olan maddelere katı maddeler denir. Dışarıdan bir etki olmadıkça katı maddelerin şekli ve hacmi değişmez. Taş, tuğla, tahta, silgi, kaşık, çatal, kitap, masa, televizyon gibi madde ve cisimler katı maddelerdendir. 2- SIVI MADDELER
 Kullandığımız su, akarsular, göller, denizler, sıvı yağlar, meyve suları, süt, benzin, sirke gibi maddeler sıvı maddelerdir. Sıvı maddelerin belli bir şekli yoktur. Bu nedenle konuldukları kabın şeklini alırlar. Hacimleri bellidir. Ancak ısı etkisiyle hacimleri değişebilir. Sıvı maddeler akışkanlık özelliğine sahiptir.
Sıvı olmadıkları halde sıvı gibi akan maddelerde vardır. Toz şeker, tuz un, toz deterjan, ince kum gibi maddeler konuldukları kabın şeklini alırlar. Bir kaptan başka bir kaba sıvı gibi aktarıla bilirler. Bu tür maddelerin sıvı gibi görünmelerinin nedeni çok küçük taneciklerden oluşmalarıdır.
 3-GAZ MADDELER
 Soluduğumuz hava, yakıt olarak kullandığımız doğal gaz ve likit petrol gazı ( LPG), kolonyanın, parfümün, soğanın kokusu, su buharı gaz halindeki maddelerdendir. Gaz maddelerin belirli bir hacmi yoktur. Gaz maddeler bulundukları kabı ve ortamı tamamen doldururlar.
Diğer bir özelliği de sıkıştırıla bilmeleridir. Örneğin araba lastiklerinin, topların içinde sıkıştırılmış hava bulunmaktır.
Makas, cetvel, silgi, kalem, kalem tıraş katı maddelerdir.
Su, sıvı yağ , sirke, süt sıvı maddedir.hava gaz maddelerden oluşmuş bir karışımdır.
Şeker, tuz ve çay gibi maddeler sıvı maddeler gibi akışkandırlar.
Yakıt olarak kullandığımız mutfak gazının sıkıştırılarak sıvı haline getirildiği, havayla temas ettiğinde tekrar gaz haline geddiğini BİLİYORMUYDUNUZ?
BİLELİM
Tüm spreyler çakmaklardaki gaz maddeler sıkıştırılarak sıvı hale getirilmişlerdir.

Maddenin Değişimi

4.SINIF FEN VE TEKNOLOJİ
1.İNSANLAR İŞLEYEREK MADDEYİ DEĞİŞTİRİRLER
  Çevremizde gördüğümüz maddeleri doğalişlenmiş ve yapay olarak sınıflandırabiliriz.
Kendiliğinden, bir dış zorlama olmadan ve insan eliyle yapılmamış maddeler doğaldır.
Doğal maddelere benzetilerek, insan eliyle yapılmış maddeler yapaydır.
İşlenmiş maddeler ise, doğal ve yapay maddelerin çeşitli işlem basamaklarından geçirilerek şekil verilmiş halidir.
Örneğin; inek derisi, doğal bir maddedir. Yapay deri (imitasyon, suni deri); insan üretimi olan ve doğal deriye benzetilmiş yapay bir maddedir. Doğal ve yapay derilerden yapılmış ceket, çanta, ayakkabı gibi maddeler ise işlenmiş maddelerdir.
  Taş, yün, toprak, odun, sebze, hava, su, meyve ve tahıllar, doğada bulunan maddelerdir. Doğal madde olarak adlandırılan bu maddeler, çeşitli ürünleri elde ederken ham madde olarak kullanılır. Koyunların kırkılmasından elde edilen yün, doğal bir ham maddedir.
Eskiden basit gereçler kullanılarak yün, iplik haline getirilirdi. Günümüzde ise bu işlem fabrikalarda yapılmaktadır.
Gümüşün işlenmesiyle çeşitli süs eşyaları yapılır.
Zeytin de işlenebilen bir maddedir. Zeytin; kahvaltılık zeytin, zeytinyağı ve zeytin ezmesi elde edilirken ham madde olarak kullanılır.
  Güneş, doğal ışık kaynağıdır. Mum ve el feneri ise yapay ışık kaynağıdır.
Doğal madde olan petrolün işlenmesiyle motorin, gazyağı, benzin ve petrol gazı (LPG) elde edilir.
Plastik, naylon, yapay kauçuk, ve teflon, petrol kökenli yapay maddelerdir.
Pastörize süt, işlenmiş bir maddedir. Sütün dayanıklılığını artırmak için pastörize edilirken içine bazı yapay maddeler katılır.
Doğal Madde
Yapay Madde
İşlenmiş Madde
Kauçuk ağacı
Yapay kauçuk
Bulaşık eldiveni, hortum,vb
Limon
Limon tuzu
Limonata
Deri
Vinileks (yapay deri)
Deri çanta, ayakkabı
Petrol
Bakalit (sert plastik)
Çaydanlık ve tencere kulpu
  NOT: Otomobil üretiminde demir ve alüminyum gibi doğal maddelerin yanında plastikten yapılmış ürünlerden de faydalanılır. Bu nedenle otomobili bir bütün şeklinde doğal veya yapay madde olarak niteleme olanağımız yoktur.
Doğal Kaynaklar ve İnsan
  Su, ağaç, kömür, demir ve ham petrol, doğal kaynaklardandır. Doğal kaynakların tüketimine dikkat edilmelidir. Doğal kaynakları dikkatli ve özenli kullanmak, hem aile hem de ülke ekonomisine katkı sağlar.
Kâğıt, cam vb. ürünler, fabrikalarda tekrar işlenebilir. Bu ürünler, ayrı poşetlenip atık kumbaralarına atılmalıdır. Atık kâğıtlardan yeni kâğıt üretilmesi, ormanlık alanların azalmasını önler.
Yaşamak için tükettiğimiz birçok şeyin artığını çöpe atarız. Poşetlere doldurarak attığımız çöpler, temizlik görevlileri tarafından toplanır. Çöplerden toplanıp fabrikalara getirilen bazı atıklar, ayıklanarak istenen ürünün elde edilmesinde ham madde olarak kullanılır.
  Örneğin; atık kağıtlar, fabrikalarda önce mürekkep ve tutkalından arındırılır. Sonra da su ve bazı maddeler eklenerek hamur haline getirilir. Bu hamur da yeniden kağıda dönüştürülür.
1 ton atık kağıdın yeniden işlenmesiyle yaklaşık 16 çam ağacının kesilmesi engellenir. Ayrıca atık kağıttan yeniden kağıt üretilirken daha az su ve enerji harcanır.

Maddenin Görülebilir Özellikleri

Maddeleri Niteleyen Özellikler Nelerdir?
Maddeleri saydam-opaksert-yumuşakparlak-matesnek-berksuyu çeken-suyu çekmeyensuda batan-suda yüzenpürüzlü-pürüzsüzrenk ve koku gibi özelliklerine göre niteleriz.
Saydam ve Opak Maddeler:
Su, cam, hava gibi ışığı geçiren maddelere saydam; metal, tahta, taş gibi ışığı geçirmeyen maddelere de opak maddeler denir. Saydam maddeler çeşitli renklerde olabilir.

Sert ve Yumuşak Maddeler:
Bazı maddeler sert, bazıları yumuşaktır. Tahtaya çakılan çivi sert, tahta çiviye göre yumuşaktır. Tahtayı kesen testere demiri kesemez. O halde demir tahtadan serttir.
Taş parçasına parmağımızı bastırırsak şekli değişmez, oysa bir sünger parçasına parmağı-mızı bastırırsak şekli değişir. Taş sert, sünger yumuşaktır.
Sert plastikten yapılmış bir cetvel ısıtılırsa yumuşar, esnek bir hal alır.

Parlak ve Mat Maddeler:
Altın yüzük, çelik tencere, gümüş tabak parlaktır. Araba lastiği, kömür, odun, toprak mattır.
Esnek ve Berk Maddeler:
Sapan lastiği, mutfak süngeri, ambalaj lastiği esnektir. Kalem, tahta, porselen tabak berktir. Esnek maddeler bükülebilir. Berk maddeler ise bükülemez.
Sağlam ve Kırılgan Maddeler:
Cam sert yapılı bir maddedir. Ancak camdan yapılmış bardağa çekiç ile vurulursa bardak kırılır. Demir levha çekiçle dövülerek şekillendirilebilir. Demir, camdan daha sert olmadığı halde camdan sağlamdır.
Suyu Çeken ve Suyu Çekmeyen Maddeler:
Yağmur yağdığında bahçede fazla su birikmez. Çünkü toprak suyu çeker. Beton veya asfalt yollarda ise su birikir. Bunun nedeni beton ve asfaltın suyu çekmemesidir.
Yere su döküldüğünde yeri temizlemek için pamuklu kumaş kullanırız. Çünkü pamuklu kumaşın su çekme özelliği vardır. Yapısında naylon bulunan kumaşlar suyu çekmez. Bu nedenle şemsiye, yağmurluk gibi eşyalar naylon kumaştan yapılır.
Suda Batan ve Suda Batmayan (Yüzen) Maddeler:
Bazı maddeler suda batar, bazıları ise batmaz ve su yüzeyinde yüzer. Maddelerin suda batması veya yüzmesi büyüklüklerine bağlı değildir.
Taş, madeni para suda battığı halde; yaprak, plastik top, tahta gibi maddeler suda batmaz.
Pürüzlü ve Pürüzsüz Maddeler:
Bazı maddelerin yüzeyi pürüzlü, bazılarının yüzeyi pürüzsüzdür. Cam şişenin yüzeyi pürüzsüzdür. Ayakkabımızın altı ise pürüzlüdür. Ayakkabımızın altı da cam şişenin yüzeyi gibi pürüzsüz olsaydı yürürken kayıp düşerdik. Yüzeyi pürüzlü bir ağaç parçası rende, zımpara ve cila kullanılarak pürüzsüz, kaygan bir yüzeye sahip hale getirilebilir.
Renk ve Koku:
Birçok maddenin kendine has bir rengi ve kokusu vardır. Altın sarı, tuz ve şeker beyazdır. Kolonya, sarımsak ve soğanın kokusu vardır. Tuz ve şekerin kokusu yoktur. Bazı maddelerin rengi zamanla değişebilir. Üzüm taze iken sarı, kuruyunca kahverengi olur.

Maddenin Ölçülebilir Özellikleri


Maddenin ölçülebilen özellikleri hacim ve kütledir.
 Maddelerin Kütleleri Nasıl Ölçülür?
 Katı maddelerin kütlelerini eşit kollu terazi kullanarak ölçeriz. Kütle, maddeyi niteleyen ölçülebilir bir özelliktir. Maddelerin kütleleri kilogram (kg) veya gram (g) birimleri kullanılarak ifade edilir. 1 kg= 1000 g’dır.
 Sıvıların kütlelerini ölçmek içinse katı maddeden yapılmış kap kullanmak gerekir. Sıvıların kütlesi ölçülürken önce kabın kütlesi tartılır, sonra içine sıvı madde konulup tekrar tartılır. Son bulunan miktardan kabın kütlesi çıkarılarak kabın içindeki sıvının kütlesi bulunur.
Örneğin; bir kilogramlık süt şişesinin kabının kütlesi 100 gram ise şişenin içindeki sütün kütlesini bulmak için;
1 kg = 1000g            1000g – 100g = 900g şişenin içindeki sütün kütlesi
 Gaz maddelerin kütlesi biraz daha zor ölçülür. Bir voleybol topunu hava ile şişirmeden tartınız. Bulduğunuz değeri yazınız. Sonra topu şişirip tekrar tartınız. Bulduğunuz değerden önceki değeri çıkarınız. Bulduğunuz fark voleybol topunun içindeki havanın kütlesidir.
 Maddenin Hacmi Nasıl Ölçülür?
 Her cismin uzayda kapladığı bir yer vardır. Örneğin; içi su dolu bir bardağın üzerine biraz daha su koyduğumuzda su taşar. Odun dolu sobaya içindeki odunlar yanmadan tekrar odun koyamazsınız.
 Sıvıların hacimleri dereceli silindir ile ölçülür. Sıvıların hacimleri litre (L) birimi ile ifade edilir. 1 litre (L) = 1000 mililitre (mL)’dir.
 Gazların hacimleri de sıvılar gibi ölçülür. Ancak gazların hacimleri ölçülürken kapalı kaplar kullanılır. Düzgün geometrik şekli olan katıların hacimleri hesaplanarak bulunur. Düzgün olmayan geometrik şekillerin hacimleri ise sıvıların hacmi gibi bulunur.
 Kitap dikdörtgenler prizması biçimindedir. Kitabın boy (uzunluk), en (genişlik), yükseklik (kalınlık) olmak üzere üç boyutu vardır.
Bu üç boyutun uzunluğu birbiriyle çarpılırsa kitabın hacmi bulunur.

Maddenin Isı Etkisiyle Değişimi



a)ISINMA-SOĞUMA
* Isı enerjisi alan maddenin sıcaklığı artar.
* Maddenin sıcaklığının artması ısınma sonucunda gerçekleşir.
* Örneğin;Yanmakta olan ocağın üzerinde bulunan çorba ya da yemek bir süre sonra ısınır.
* Yiyeceklerin pişmesi ısınma ile gerçekleşir.
* Özel karışımlı toprakların pişmesi ile seramik,porselen,kiremit,tuğla…vb. malzemeler yapılır.
* Sıcak su ile temizlik iyi sonuçlar verir.
* Havanın ısınması ilkbaharda bitkilerin uyanmasına neden olur.
* Isınan hava bitkilerin gelişmesine ve tohumların çimlenmesine neden olur.
* Demir,cam vb.maddelerin ısınması işlenmesini kolaylaştırır.
* Isı enerjisini kaybeden maddeler soğur.
* Madde yeterince soğursa donma ve yoğunlaşma olur.
* Karayolları soğumanın yol açtığı buzlanma nedeniyle bozulur.
* Soğuk havada mikroplar etkinlik göstermez,yaşamaz.
* Soğuyan maddeler sertleşir.
* Isınma ve soğuma olayları art arta gerçekleştirir ve sütteki mikroplar yok edilir.(Pastorize sütler)
* Dondurulmuş besinler uzun süre saklanır.
* Uzun süre soğukta kalan canlılar ölebilir.
Havadaki ısınma ve soğuma;
* Yağışların
* Rüzgarların
* Toprak oluşumunun
* Şimşek ve yıldırımların oluşmasına neden olur.
b)HAL DEĞİŞİMLERİ
* Maddeler bir halde diğerine geçebilirler.
* Örneğin su sıvıdır.Buzluğa koyduğumuzda Donar ve katılaşır.Isıttığımızda ise gaz halini alır.
* İşte bu değişime Hal değişimi denir.
* Hal değişimleri Erime,donma,buharlaşma,yoğunlaşma ve süblimleşme şeklinde olur.
1)Erime ve Donma
* Katı haldeki bir madde yeterince ısı alırsa sıvı duruma geçer.Bu olaya erime denir.
* Her madde kendine göre bir sıcaklık derecesinde erir.Bu maddelerden bazıları aşağıda verilmiştir.
*
Madde Erime Sıcaklığı (ºC)
Buz 0
Civa -39
Naftalin 79
Tuz 800
Demir 1532
* Yeterince soğuyan sıvı maddelerin katı hale geçmesine de Donma (katılaşma) denir.
* Donma olayı erimenin tersidir.Bir maddenin erime ve donma sıcaklıkları aynıdır.
* Eriyen maddenin hacmi büyür.Donan maddenin hacmi küçülür.
* Erime ile çözünme olayı çok farklıdır.
* Erime ısı etkisi ile gerçekleşir.Çözünme ise katı maddelerin sıvı içinde çok küçük parçacıklar biçiminde dağılmasıdır.
2)Buharlaşma ve Yoğunlaşma (Yoğuşma)
* Yeterince ısınan sıvı maddelerin gaz haline geçmesine buharlaşma denir.
* Buharlaşma her sıcaklık derecesinde gerçekleşir.Bundan dolayı buharlaşma derecesi yoktur.
* Islak maddelerin kuruması; bu maddedeki suyun buharlaşarak uzaklaşması sonucunda olur.
* Buharlaşma sırasında gerekli ısıyı veren madde ısı kaybeder;soğur.
* Karpuz dilimi bir süre dışarıda bekletilirse yüzeyi soğur.
* Suyu sızdıran testiler suyu soğuk tutar.
Bazı etkenler buharlaşmayı hızlandırır.Bunlar;
* Sıcaklığın artması
* Yüzeyin büyümesi
* Basıncın azalması
* Havanın rüzgarlı olması
* Havanın kuru olması
Doğada Su Döngüsü
* Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir. Bunun nedeni suyun halden hale geçmesidir.
* Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gök yüzünde bulutları oluşturur. Bulutlar çok küçük su damlacıklarından oluşur.
* Soğuk bir hava tabakasına rastlayınca ısı kaybettikleri için bulutlardan yoğuşma çoğalır.
* Yoğuşmayla ağırlaşan su damlacıkları yer yüzüne doğru düşmeye başlar. Buna yağmur denir.
* Bazen soğuk hava tabakası buluttaki su damlacıklarını doldurur. Bu durum kar yağmasına neden olur.
* Dolu ise yağmur damlalarının daha soğuk bir hava tabakasına rastlayarak donması sonucu oluşur. Yeryüzüne yağışlarla tekrar dönen su yine Güneşin etkisiyle buharlaşarak gökyüzüne yükselir.
* Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.
* Gaz maddelerin ısı vererek Sıvı duruma geçmelerine Yoğunlaşma (yoğuşma) denir.
* Kışın odadaki havada bulunan su buharı soğuk cam yüzeyine çarpar ve yoğunlaşır.Bu durumda camda sulanmalar meydana gelir.
* Bulutlar; havadaki su buharının yoğunlaşması sonucu oluşurlar.
* Yoğunlaşan madde ısı verir…..(ÇOK ÖNEMLİ SAKIN UNUTMA)
* Yoğunlaşma olayı;
Suyun doğal döngüsünü
Soğutma devrelerinin çalışmasını
Suyun arıtılarak içme suyu olarak kullanılmasını sağlar..
3) Kaynama
* Kaynama; buharlaşmanın hızlı halidir.Buharlaşma olayı sının yüzeyinde gerçekleşir.
* Kaynamakta olan bir sıvının ise her noktasında buharlaşma görülür.
* Her madde belli sıcaklıklarda kaynar.
* Örneğin su 100°C de, Hava -191°C de, Civa 357°C de kaynar..
* Basıncın artması kaynama hızını arttırır.
* Örneğin; düdüklü tencereler basınçlı olduğundan yemekler daha hızlı pişer.
* İstanbul’da hava basıncı Ankara’dan daha yüksek olduğundan; İstanbul’da sıvılar daha yüksek sıcaklıkta kaynar.
* Yabancı maddeler kaynama sıcaklığını arttırır.
* Saf su 100°C de kaynarken; kireçli,şekerli,tuzlu su daha yüksek derecelerde kaynar.
* Çorbanın kaynama sıcaklığı suyunkinden yüksektir.
4) Bozunma (Bozulma)
* Isı bazı maddelerin yapısında değişikliğe yol açar.
* Isı etkisiyle maddenin yapısında olan bu değişikliğe bozunma(Bozulma)denir.
* Örneğin; pişirilen yiyeceklerin yapısı değişir.Oda sıcaklığında bekletilen bazı yiyecekler kokuşur.
* Isıtılan şeker kömürleşerek bozunur.
* Odun kömürü odunun ısıtılması sonucunda oluşur.
* Kullandığımız kömür,petrol canlı yapılarının milyonlarca yılda bozunmasından oluşur.
NOT: Kaynama, Buharlaşma ve erime için maddenin ısı alması gerekir.
Yoğunlaşma olayında ise maddenin ısı vermesi gerekir…….(ÇOK ÖNEMLİ)

Saf Madde ve Karışımlar


 Su ve şeker saf maddedir. Limonata, tuzlu su, şekerli su ve ayran ise karışımdır. Limonata karışımdır; çünkü içinde şeker, su ve limon suyu vardır. Su saf maddedir. Çünkü içinde kendisinden başka bir madde yoktur. Limonata örneğinde olduğu gibi iki ya da daha fazla maddenin özelliklerini kaybetmeden bir arada bulunmaları ile oluşan maddeye karışım denir.
 Karışımlar kendilerini oluşturan maddenin özelliğini taşır. Karışımı oluşturan maddelerin miktarı her oranda olur. Örneğin ayran, yoğurt ve sudan meydana gelen bir karışımdır. Bir ölçü yoğurdun içine istersek iki, istersek üç ölçü su koyabiliriz.
Çözünme Nedir?
 İçinde su bulunan iki kaptan birine şeker, diğerine kum koyup karıştırınız. İyice karıştır-dıktan sonra şeker koyduğunuz kabı kontrol ediniz. Suyun içinde şeker görünüyor mu? Şekere ne oldu? Şekerin su içinde görünmeyecek şekilde dağılmasına çözünme, oluşturduğu karışıma da çözeltidenir. Şimdi şekerli sudan bir kaşık alınız. Kaşığın oda sıcaklığında kurumasını bekleyi-niz. Kuruyunca kaşığı yalayınız. Şeker tadı aldınız mı? Şeker kaybolmamış değil mi?
Erime ve Çözünme Arasındaki Fark Nedir?
 Şekerin su içinde çözülmesi ile mumun erimesi aynı olay değildir. Erime; katı haldeki bir maddenin ısı alarak sıvı hale geçmesidir. Çözünme ise bir maddenin çözücü bir madde içinde görünmeyecek hale gelmesidir. Birkaç karanfili bir su bardağına koyup karıştırınız. Sudan bir miktar içiniz. Karanfil tadı aldınız mı? Sizce karanfil tadı almanızın nedeni nedir? Karanfildeki bazı maddeler çözünerek suya geçmiş olabilir mi?
Deniz suyu neden tuzludur?
 Su çok iyi bir çözücüdür. Topraktaki tuzlar yağmur sularıyla çözünür. Yağmur suları akarsularla denizlere taşınır. Denizlerde buharlaşma hızlı olduğundan deniz suyundaki tuz oranı artar. Bu nedenle deniz suyu tuzludur.
Karışımlar Kendilerini Meydana Getiren Maddelere Nasıl Ayrılır?
 Maddeler birbiri ile her oranda karıştıkları gibi basit fiziksel işlemlerle de ayrılabilir. Ayırma yöntemlerinden bazıları şunlardır:

Süzme ve Yüzdürme:
 Katı bir madde ile sıvı bir madde birbirlerinden süzülerek ayrılır. Örneğin suda haşladığınız makarnayı süzmek için süzgeç kullanırsınız.
Birbirine karışmış farklı yoğunluktaki katı maddeler sıvı içinde yüzdürülerek ayrılır.
 Annenizi pilav yaparken izlediniz mi? anneniz pirincin içinde bulunan yabancı maddeleri su içerisinde yüzdürerek ayırır. Pirinç dibe çöker, yabancı maddeler su yüzeyinde kalır.
Mıknatısla Ayırma:
 Mıknatıs; demir, nikel ve kobaltı çeker. Bu maddeler yabancı maddelerle karıştırıldığında birbirinden mıknatıs yardımıyla ayrılır. Demir talaşını yerdeki tozların içinden mıknatısyardımıyla ayırabiliriz.
Buharlaştırma:
 Tuzlu su bir karışımdır. Tuzun su içinde çözünmesiyle oluşmuştur. Tuz ve suyu birbirinden ayırmak için buharlaştırma yöntemi kullanılır.